Alman otomotiv sanayisinin en büyük kalesi konumundaki Volkswagen, tarihinin en derin mali ve operasyonel krizlerinden biriyle mücadele ediyor. Şirket üst yönetiminin “Almanya’da geliştir, Avrupa’da üret ve dünyaya ihraç et” felsefesine dayanan geleneksel iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkça itiraf ettiği bu dönemde, küresel ekonomi çevrelerinden yüzyılın iddiası olarak nitelendirilen şok bir senaryo ortaya atıldı.
Almanya’nın en saygın iktisatçılarından biri olan Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW Kiel) Başkanı Moritz Schularick, Alman basınına verdiği demeçte Volkswagen’in uzun vadede iflas etmek yerine Çinli bir otomotiv devi — muhtemelen BYD — tarafından satın alınabileceğini öne sürdü.
100 bin işten çıkarma ve fabrika kapatma planları masada
Bu sarsıcı satın alma senaryosunun ciddi ekonomi dergilerinde ve çevrelerinde tartışılmaya başlanmasının arkasında, Volkswagen’in iç yapısında yaşanan mali çöküş yatıyor. Volkswagen CEO’su Oliver Blume ve yönetim kurulunun masasında, şirketin varlığını koruyabilmek adına otomotiv tarihinin en agresif küçülme ve tasarruf hamleleri bulunuyor:
- Deasa İstihdam Kesintisi: Maliyetleri dizginlemek adına küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 15’ine denk gelen 100.000 çalışanın işten çıkarılması planlanıyor.
- Tarihi Fabrika Kapatma Kararları: Almanya sanayisinin kalbi sayılan Hannover, Zwickau ve Emden fabrikaları ile Audi grubuna ait Neckarsulm tesislerinin tamamen kapatılması değerlendiriliyor.
- Kârlılık Çöküşü ve Radikal Dönüşüm: Şirketin faaliyet kâr marjının yüzde 3 seviyelerine kadar gerilemesi üzerine, mevcut ürün gamının 150 modelden 100’ün altına indirilmesi ve ana Volkswagen markasının gruptan tamamen koparılarak müstakil, daha çevik bir şirkete dönüştürülmesi planlanıyor. Tüm bu devrimsel tasarruf planları, 9 Temmuz tarihinde toplanacak olan Volkswagen Denetleme Kurulu’nda resmi olarak masaya yatırılacak.
Schularick: “Avrupa elindeki pazar gücünü koz olarak kullanmalı”
Ekonomi tarihçisi Niall Ferguson ile birlikte Avrupa otomotiv sektörünün geleceğine dair karamsar bir projeksiyon çizen Moritz Schularick, Batı’nın Çin karşısında teknolojik ve mali olarak ciddi şekilde geride kaldığını savunuyor. Schularick, radikal önlemler alınmazsa Avrupalı tüketicilerin çok yakın bir gelecekte kitleler halinde BYD gibi Çin menşeli elektrikli araçları kullanacağını belirtiyor.
Ünlü ekonomiste göre Avrupa, elindeki devasa iç pazar büyüklüğünü Çin’e karşı bir koz olarak ileri sürmeli. Çinli markaların Avrupa pazarında serbestçe araç satabilmesi ancak tek bir şartla kabul edilmeli: Üretim tesislerini tamamen Avrupa topraklarına kuracaklar, yerel tedarik zincirini kullanacaklar ve buradaki istihdamı koruyacaklar.
Böyle bir satın alma siyasi ve yasal olarak ne kadar gerçekçi
Ekonomi yazarları ve otomotiv analistleri, BYD’nin Volkswagen’i satın alma ihtimalinin teorik olarak konuşulmasının bile küresel dengelerin ne kadar değiştiğini gösterdiğini vurguluyor. Ancak kısa ve orta vadede bu ölçekte bir devralmanın gerçekleşmesi yasal ve siyasi engeller nedeniyle neredeyse imkansız olarak görülüyor:
- Hissedar Yapısı: Volkswagen grubunun oy haklarının yüzde 53.3 gibi mutlak çoğunluğu, şirketi sıkı sıkıya koruyan efsanevi Porsche ve Piëch ailelerinin (Porsche Automobilholding SE) elinde bulunuyor. Ailelerin onayı olmadan şirkette yaprak bile kıpırdamıyor.
- Kutsal VW Yasası (VW-Gesetz): 1960 yılından bu yana yürürlükte olan özel yasa uyarınca, Aşağı Saksonya eyaleti şirkette yüzde 20’lik bir Sperrminorität (azınlık veto hakkı) elinde tutuyor. Fabrika kapatılması veya stratejik ortaklıklar gibi hayati kararların alınabilmesi için hissedarlar genel kurulunda yüzde 80 çoğunluk gerekiyor. Dolayısıyla Alman devleti ve Aşağı Saksonya eyaleti istemediği sürece Çinli bir şirketin Volkswagen’i devralmasına siyasi olarak asla izin verilmeyeceği belirtiliyor.
